No icon

48 Saatte Belgrad

Sadece bir saatte dünyam değişti desem? Belgrad gezim benim için bambaşka bir deneyim oldu. Üstelik İstanbul’dan sadece bir saatlik uçuşla ve vizesiz! Fiyatlardan bahsetmiyorum bile… Bundan sonra pek çok hafta sonu benim için artık ilk sırada Belgrad var!

Geçtiğimiz hafta sonu işlerimden bir boşluk yakaladım ve atlayıp uçağa Belgrad’a gittim. Belgrad gerçekten de “atla git” mesafesinde… İstanbul Atatürk ve Sabiha Gökçen havalimanlarından direkt uçuşla 1 saat 20 dakika gibi bir sürede Belgrad’a varıyorsunuz. Doya doya yaşayacağınız bir Belgrad deneyimine ilave Karlofça ve Novi Sad’a yapacağınız gezileri de dahil ederseniz, yaklaşık 2-3 günlük bir süre oldukça yeterli.

Tabii bu kısıtlı zamanı dolu dolu ve detayları iyi organize edilmiş bir şekilde yaşamak isterseniz Belgrad, tur ile gitmenin avantajlı olduğu şehirlerden. Şehir merkezi oldukça pratik ve çabuk keşfedilebilir boyutta ancak buradan biraz tarih bilgisiyle dönmek biraz da bizim kültürümüze dokunan kısımları deneyimlemek için çevresini de gezmek, saklı köşelerde kalmış detayları öğrenmek isterseniz iyi planlama ve pratiklik adına rehber eşliğinde gezmek oldukça faydalı. Gezinizle ilgili tüm detaylar sizin için organize edilirken, size de doyurucu bir Belgrad deneyimi yaşamak kalıyor…

Bunun için de size bazı önerilerim var…

Bu gezi benim için tam bir lezzet patlaması oldu… Hiç mi boş olmaz, hiç mi “eh işte” diyeceğim bir şey olmaz. Nerede yemek yesek, bambaşka bir yorum, bambaşka bir deneyim… Bu yüzden ben Belgrad’ı en iyi yemekleriyle anlatabilirim…

Dijagonala

Avrupa ve İstanbul’daki pek çok “benim” diyen mekanı katlayacak bir dekorasyon ve konsept… Yemekler ise hem şaşırtıcı şekilde farklı yorumlanmış hem de lezzet konusunda oldukça iddialı. Şehrin merkezinde inşası süren Aziz Sava Katedrali’nin hemen arkasında yer alıyor.

Rezervasyonsuz yer bulmanız oldukça zor. O yüzden en az bir hafta öncesinden mutlaka yerinizi ayırtın. Menüden ise başlangıç için somon tartar (pirinçle ve ılık servis ediliyor) ve tavuk ciğeri; ana yemekte ise düve eti, hamburger veya kaburga muhakkak denemeniz gereken seçenekler… O kadar çok yedik ve o kadar çok ikram geldi ki, maalesef tatlıya yerimiz kalmadı. Ama sofraya gelen fındık çorbası adındaki tatlı oldukça güzel görünüyordu.

Ortalama bir yeme performansı ile kişi başı 15-20 Euro civarı bir hesap ödeyerek kalkabilirsiniz ki, bu standarttaki bir yemeye İstanbul’da en az 3 katını ödeyeceğinize emin olun…

Yazarlar Kulübü

Öğle yemeği için geldiğimiz Yazarlar Kulübü, şehrin hemen merkezindeki otelimizin iki arka sokağında yer alıyor. Tam benim sevdiğim şekilde aydınlık bir ortama sahip. Dört bir tarafı camla çevrili, tavanlar yüksek ve masa-sandalyeler açık renkli. Servis için sizinle ilgilenen garsonlar yemek önerirken şef, içecek önerirken sömeliye profesyonelliğinde…

belgrad-yazarlar-kulubu-kaburga

Yazarlar Kulübü’nde de yiyeceğiniz yemekler yine farklı ve mükemmel yorumlanmış. Özellikle başlangıçta gelen ajvar, kaymakla pişirlen Karayorgi ismini verdikleri dana şinitzel, müthiş yorumladıkları kaburga ve finalde menülerinde yer almayan ve tarifini kimselere vermedikleri çileğin üzerinde eritilmiş peynirli tatlıları…

Burada da sizi bambaşka bir deneyim ve vakit geçirmekten keyif alacağınız oldukça hoş bir ortam bekliyor…

belgrad-yazarlar-kulubu-tatli

Genel olarak Belgrad’da yediğimiz tüm yemeklerde, oturduğumuz tüm sofralarda kaymak var. Örneğin içi kaymak ve peynirle doldurularak kızartılmış tavuk veya köftesinin üzerinde kalınca bir kaymak olan hamburger görürseniz şaşırmayın.

Adı aynı bizdeki gibi kaymak ama tadı bizdeki gibi şekerli değil aksine oldukça tuzlu. Süzme peynir veya yoğurt gibi bir tat alıyorsunuz. Ancak gerçekten sundukları yemeklere çok yakışıyor. Bir de ajvar… “Ayvar” şeklinde okunuyor. Hızlıca kırmızı biber ve patlıcanı közleyerek de yapılabildiği gibi, biberin kurutulduğu veya defalarca haşlandığı yöntemler de mevcut. Gittiğiniz tüm restoranlarda bolca bulabilirsiniz. Ayrıca yanınızda getirmek isterseniz şehir merkezinde ucuz fiyata cam konserveleri satılıyor. Tatları Türkiye’de satılanlardan biraz daha farklı…

Hotel Moskva

belgrad-hotel-moskva (1)

Belgrad’a gitmeden önce çok fazla kişiden adını duyduğum bir yer Hotel Moskva (Moscow). O kadar çok duydum ki, ileride bir gün Belgrad’dan bahsedilen bir sohbet içine düşsem “nası bilmezsin” gibi bir muamele göreceğime eminim. O yüzden ben de “eksik” kalmamak için bir cumartesi akşamüzeri Hotel Moskva’da aldım soluğu…

Şehrin oldukça önemli bir meydanında konuşlanmış, genişçe bir cepheye sahip tarihi bir otel burası. Ama en meşhur kısmı, hemen altındaki kafe ve restoranı. Servis hızı ve farklılık anlamında beklentileri düşük tutarsanız, gerçekten de bir şeyler içerek gün batımında şehrin hareketliliğini izlemek için en güzel noktalardan biri burasıymış. Gitmesem “eksik” kalırmışım.

Dva Jelena

Ve sıra geldi beni en çok etkileyen mekana… Dva Jelena 1832 yılından beri hizmet veren geleneksel bir Balkan restoranı. Belgrad’ı bir solukta tanımak isterseniz gelmeniz gereken ilk yer aslında burası. Ama muhakkak akşam gelin ve hem restorana yürüdüğünüz sokaklardaki hem de restoranın içindeki müzik şölenine şahit olun.

Mutfağı gittiğimiz tüm Belgrad restoranları gibi oldukça iddialı. Hatta web sitesinden ünlü gurme ve eleştirmenlerin yorumlarını okuyabilirsiniz. Burada mutlaka ne yenmeli derseniz, bana göre, masaya getirdikleri üzerinde acı biber ve bol sarımsak gezdirilmiş mayalı ekmekler kaçırılacak gibi değil. “Aman çok ekmek yemeyeyim hemen doyarım” demeyin, mutlaka deneyin bu ekmekleri… Bir de köfte. Belgrad’da yediğim en iyi köfte buradaydı.

Onun dışında geleneksel bir Belgrad eğlencesine şahit olacaksınız. Müzisyenler masa masa gezip, zaten çoğunu tanıdığımız ezgileri orijinal dilinde söylüyorlar. Acaba bahşiş modeli burada var mı, durum nedir diye düşünmenize gerek yok. Dünyanın her yerinde olduğu gibi burada da bahşişle çalışıyorlar… Çaldıkları müziğe bütün masalar aynı anda eşlik ediyor. Akordeon, kontrbas ve mandolin başrolde.

Öyle bir ortam düşünün ki, eğlenmeye gelmiş gençler, turistler, nişan kutlaması için gelmiş kalabalık bir aile ve sevgilisine evlenme teklif etmek için masasını buket buket çiçeklerle süslemiş bir adam… Herkes aynı anda eğlenceye ortak, bütün restoran aynı anda eğleniyor. Tam o esnada bir masada yemeğini yiyen misafire tezahüratlar başlıyor. Anlıyoruz ki bilinen bir ses sanatçısı. Bütün müzisyenler etrafına toplanıyor ve 3-4 şarkıyı birlikte söylüyorlar. Ortamda muazzam bir enerji, müthiş bir coşku… Sadece Dva Jelena bile defalarca buraya gelmem için oldukça geçerli bir sebep! Şimdiden ağustos ve kasım ayları için iki seyahatimi planladım bile desem?

 

Ve Belgrad hakkında diğer bilmeniz gerekenler:

  • Belgrad’da kullanacağınız para birimi Sırp Dinarı. Bizdekiler gibi kurların tabelada canlı olarak gösterildiği döviz büroları yok. O yüzden gitmeden önce Sırp Dinarı’nın Euro ve Dolar değerlerini bilmenizde fayda var.
  • Çok zorda kalırsanız bazı esnaflar Euro da kabul ediyor. Kredi kartı ise çoğu yerde, hatta bazı seyyar satıcılarda bile geçerli.
  • Türkiye’de kullandığımız bazı operatörlerin Sırbistan’da roaming anlaşması var, bazılarının ise yok. Eğer sizin operatörünüz anlaşmalı değilse veya başka bir çözüm ihtiyacınız olursa yerel bir operatörden ön ödemeli hat alarak 2 gb’lık internet pakedine yaklaşık 10 dolar gibi bir ücretle sahip olabiliyorsunuz. Fakat yüklemesi biraz meşakkatli ve tüm yönergeler Sırpça. Gitmeden önce bilen birinden veya gittiğinizde rehberinizden yardım almalısınız.
  • Şehirde tedirgin edici bir durum hiç dikkatimi çekmedi. Hatta neredeyse havalimanı dışında hiç polis bile görmedim. Ancak yine de dikkatli olmakta fayda var tabii ki.
  • Belgrad’a seyahat vizesiz olsa da çok sıkı bir güvenlik kontrolünden geçiyorsunuz. Seyahat sigortanız, dönüş uçak biletiniz ve otel rezervasyonunuz ile ilgili belgeler muhakkak yanınızda bulunsun.
  • Sava Nehri’nin kenarında, tren yolu ile bitişik eski tren bakım istasyonları ve liman ambarları oldukça modern mekanlara dönüşmüş. Gündüzleri bistro akşamları ise kulüp ortamı hakim. Akşamüzeri başlayan uzun ve eğlenceli bir gecenin yolu buradan geçiyor.
  • Taksilerde üç tarife var. Gündüzleri 1, geceleri 2, uzun yolda ise 3 numaralı tarifeyi açıyorlar. Fazla ödeme yapmamak için taksimetrede doğru ibarenin gözüktüğüne emin olun. Ayrıca pazarlık da yapılabiliyormuş. Fakat ben İngilizce bilenine denk gelmedim. O yüzden cebinizde yolculuk için ayırdığınız parayı göstererek gideceğiniz yeri söyleyip şansınızı deneyebilirsiniz.
  • Yeme-içme, ulaşım ve hatta konaklama oldukça ucuz. Ancak alışveriş için aynı şeyi söyleyemeyeceğim. Çoğu mağazada fiyatlar hem Türkiye’den hem de Avrupa’dan yüksek.